Ebeveynliğimizle Barışmak

Hamilelikte Ağız ve Diş Sağlığı
25 September 2020
Bebeğimin ilk diş muayenesini ne zaman yaptırmalıyım?
25 September 2020

Başkalarının yaşam koşulları, birbiriyle çelişen uzman görüşleri, “mükemmel ebeveyn” görselleri eşliğinde baskılanan sezgilerimizle biz ebeveynler yalnız hissediyoruz ve anlaşılmak istiyoruz. Muhtemelen bizlerin ebeveynleri tarafından koşullu kabul görmüş olma durumlarımız kendi ebeveynliğimizi başkalarının ebeveynliği ile karşılaştırma tandansımızı tetikliyor. Akabinde ise duygusal regülasyon mekanizmamızı yerle bir eden yetersizlik duygumuz tetikleniyor.
🕊
Halbuki çocuklarımızın yanında kalben, zihnen olabilmek kendimizle yeniden temasa, eşi benzeri olmayan bir yolculuğa davet ediyor bizi ve ailelerimize asıl iyi gelecek olan tam olarak da bu. Başkalarının hayatları ve başkalarının yolculukları, yazdıkları ya da sayfaları değil… Bizim kendi biricik hikayemiz bize iyi gelecek olandır. Ebeveynin yavrusunu koşullu olarak kabul etmesine neden olabilecek olan mükemmeliyetçi tutumdan uzaklaşarak davranışında bilinçli değişiklikler yapabilmesi için her şeyden önce kendi ve bebeğinin benliğinin biricikliğine dair olan farkındalığını artırması gerekir.
🕊
Ebeveynleri olarak çocuklarımızla etkileşimde daha da bilinçli davranmamızı sağlayacak bir farkındalık düzeyine ulaşabiliriz.

İçinde yaşadığımız ayrımcı, şiddet dolu, belirli ibadet şekillerine ve başka din veya kültürel farklılıklara tahammülsüzlüğe doğru dönüşen cinsiyetçi kültür bizlerin aile düzenlerindeki otoriter tandansı güçlü bir biçimde perçinliyor, dolayısıyla tüketim dünyasının ve materyalist düzeninin getirdiği hızlı akıntıya karşı kürek çekebilmek için ailemizde barışı yakalayabilmek adına bilinçli çabalar göstermemiz gerekli. Dünya ekonomisini yöneten ülkelerin başındaki liderler otoriter diktatörlüklerin büyüsüne kapılarak makro düzeyde şiddet ortamı yaratmakta… Liderler toplumların içinden çıkmakta…

Bizlerin amacı da barış canlısı ve var olan düzeni sorgulayan özgür çocuklar yetiştirmek olursa hepimiz için iki nefes arasında yaşam daha yaşanası olur diye düşünmekteyim. Daha bilinçli şekilde ebeveynlik etmezsek geçmiş kuşakların ayrımcılığa ve şiddete dayanan hatalarını ve hatta günümüz soğuk ve sıcak savaş ortamlarını sürekli tekrarlayacağımıza hiç şüphe yok.

Biz ebeveynler ailelerimizde mikro düzeyde gereken barış ortamını sağlayamaz isek makro düzeyde barışı yakalayabilmemiz, doğayı, canlıları, evlatlarımızı gerçek anlamda sevebilmemiz ya da gerçek anlamda ibadet edebilmemiz veya sanatla uğraşmamız, yaratıcı olabilmemiz, özgün olabilmemiz, farklılıklara saygı duyabilmemiz ve bu değerlerle yaşayan nesiller ardımızda bırakabilmemiz mümkün değil.

Anne ve baba olarak kendi içimizdeki şefkati bulmaya çabalamamız, kendimizle barışmaya yönelik çabalarımızın olması ya da çift ilişkimizde şefkatli ve şiddetsiz ( psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddetten uzak) bir diyaloğu yakalayabilmemiz, çocuklarımıza huzurlu yuvalar sağlamamıza vesile olabilir. Bebeklerimizin, çocuklarımızın varoluşlarından mutluluk duymak ancak kendi varoluşumuzla barışık olmamızla mümkündür.

Biz yetişkinlerin duygusal ihtiyaçlarımız doğrultusunda ruhsal sağlığımızı korumaya çaba sarf etmemiz doğru bir başlangıç olacaktır. Bu çabamız aile ortamında doğal olarak kendiliğinden sağlıklı sınırların oluşmasını sağlayacaktır. Bilinçli ebeveynlik yapabilmek, hiçbirimizin gerçek anlamda okulda öğrenmediği birkaç unsur gerektiriyor: zarafet, koşulsuz sevgi, koşulsuz varoluşsal saygı ve hoşgörü… Hiçbirimiz bu değerleri okul ortamından ya da dış dünyadan alamadık ve alamayız.

Bu duyguları günümüz dünyasında çocuklarımız ancak biz anne ve babaları sayesinde tadabilirler. Çocuklarımızın iç huzurunu ve bizlerin tam olarak yaşamlarımızda ihtiyacı bu 4 temel yaşamsal ihtiyaçtır. Tekrar ediyorum: zarafet, koşulsuz sevgi, koşulsuz tüm tercih ve kendine özgü renkleri ile varoluşsal saygı ve hoşgörü… Ne yazık ki bizler değişmek için bilinçli çaba göstermediğimiz sürece bize nasıl ebeveynlik edildiyse aynı şekilde ebeveynlik etmeye devam etmeye meyilliyiz.

Bu da genelde çocukların hayatlarına dair otoriter, koşullu sevgiyi perçinleyen, çocukların içindeki yaratıcılığı öldüren, varoluşsal hoşnutsuzlukla şiddeti perçinleyen, anlayışsızlıkla beslenen ve empati yoksunu nesillerin devam etmesine yol açar. Bilinçli ebeveynlik bir ebeveyn olarak kendi eşsiz kişiliğiniz ve mizacınızla çocuğunuzun eşsiz kişilik ve mizacına uyumlanabilmek, çocuğunuz gelişirken nelere ihtiyaç duyduğunu ve kendi ihtiyaçlarınızı fark edebilmekle ilgilidir.

Bu ancak mükemmeliyetçi ve “-meli; -malı” ekleri ile şekillenen bir ebeveynlik tutumu ile değil; bilakis esneyebilen, çeşitli koşullara adapte olabilen bir ebeveynlik tutumu ile mümkündür. Ne yazık ki toplumsal olarak bu bakış açısından oldukça uzak bir noktada bulunmaktayız. Sosyal yaşamımızda bırakın barışı sağlamayı, bizler bizzat sohbet ve diyalog esnasında tam anlamıyla yargılamadan karşımızdakinin iyi niyetini görmeye niyet ederek ona kulak vermeye ve okuduğumuzu anlamaya açık olamıyoruz. Bu da ne yazık ki yanlış anlaşılmalar, yanlış kanaatler, hüsran ve savaş ortamı doğuruyor.

Toplumsal ve insani değerlerde çöküş biz ebeveynler çocuklarımızı koşulsuz kabul ederek tutumlarımızı olumlu yönde değişmedikçe kaçınılmaz gibi görünüyor.

Uzman Psikolog OYA ÇANAK

https://www.oyacanak.com

Instagram: @oyacanak

Kaydınız tamamlanmıştır, her salı görüşmek üzere.

Şu an bir hata yaşanıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyin.

İlk 1000 gun, bu formda verdiğiniz bilgileri sizinle iletişim kurmak, periyodik mail bildirimleri için kullanılacaktır.